En esirgeyen, en bagislayan, Allah'in adiyla


Mutluluk Allah'in emirlerine boyun eymekle mümkündür.

ABDEST ÝLE ÝLÐÝLÝ MESELELER

Soru: Abdest nedir? Nasýl alýnýr ? Abdesti bozan þeyler nelerdir?

Cevap: Abdest, inananlarýn namaz kýlabilmeleri ve cünüplük halinden kurtulabilmeleri amacýyla Yüce ALLAH tarafýndan emredilmiþ bir ibadettir.Kur’an bu ibadetin hangi þartlar altýnda ve nasýl yapýlacaðýna iliþkin gerekli tüm detaylarý ihtiva eder.Yani, Kur’an’ý yeterli görmeyip hadis ve sünnet yalanýna sarýlan müþriklerin, iddialarý temelsizdir ve bu gayretler Kur’an’ý küçültümeye yönelik (nafile) bir çabayý göstermektedir.Kur’an’da abdest ilgili gerekli tüm bilgileri ihtiva eden iki ayet vardýr:

Ey iman edenler! Sarhoþ iken ne söylediðinizi bilinceye kadar namaza yaklaþmayýn. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaþmayýn. Eðer hasta olur, veya yolculukta bulunursanýz veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanýz o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Þüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok baðýþlayýcýdýr. 4:43

***

Ey iman edenler! Namaz kýlmaya kalktýðýnýz zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yýkayýn. Baþlarýnýzý meshedin, iki topuða kadar da ayaklarýnýzý da. Eðer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmiþse yahut kadýnlara dokunmuþsanýz, su da bulamamýþsanýz, temiz bir topraða teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çýkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve þükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. 5:6

***

Þimdi insanoðlu, (abdest ile ilgili) sonsuz sayýda problem üretebilir.Ancak biz gerekli cevaplarýn hepsini (Kur’an’dan ve) bu iki ayetten bulmak zorundayýz..Bu ayetleri yeterli görmeyenler, kendilerine duymak istedikleri tüm cevaplarý verecek baþka bir din arayabilirler,elbetteki baþka ilahlar da...

Biz “Kur’an’ýn verdiði yeter” diyoruz ve meseleye esas olarak böyle yaklaþýyoruz:

Abdeste gelirsek...

4:43 ayeti, inananlarýn ;

  1. Cünüplük halinde gusledinceye kadar namaz kýlmamasýný,
  2. Hasta olanlarýn ve yolcu olanlarýn , ayak yolundan gelenlerin ve cünüp olanlarýn, hem cünüplükten kurtulabilme-

leri hem de namaz kýlabilmeleri amacýyla, (su bulamamýþlarsa) temiz toprak kullanarak ellerini, yüz ve kollarýna sürmesini,

5:6 ayeti ise, önce namaz için gerekli abdestin nasýl alýnacaðýný anlatýyor:

  1. Yüz ve dirseklere kadar eller yýkanacaktýr.
  2. Baþ ve ayaklar mesh edilecektir.

Sonra da (abdest aldýktan sonra deðil), cünüplük hali varsa gusletmek gerektiðini söylüyor.Hastalýk yada yolculuk halinde , ayak yolundan gelinmiþse , kadýnlara dokunulmuþsa ve de su bulunamýyorsa yine teyemmüm ederek abdest alýnmasýda emrediliyor.

Bu ayetlerden çýkartýlmasý ve çýkartýlmamasý gereken sonuçlar nelerdir?

  1. Namaz için gerekli olan abdest, sadece “yüzün ve dirseklere kadar kollarýn yýkamasý” ile,“baþýnýn ve topuklara kadar her iki ayaðýn”, mesh edilmesiden ibarettir.Bunlarý yapan kiþi , abdest almýþ olur.Aðýz ve burna su vermekle, ayaklarýn mesh edilmek yerine yýkanmasý, ilavelerdir ve dinden deðildir.

Fazladan yapsak ne olur? denirse ;

Kimsenin ALLAH’ýn dinini tahrif etmeye hakký yoktur.Din,ne emredilmiþse sadece o’dur.Abdest, týpký namaz gibi, þekli ALLAH tarafýndan belirlenmiþ bir ibadettir ve bu þeklin dýþýna çýkan,“din’den de” çýkmýþ olur.

Orasýný- burasýný temizleme ihtiyacý duyanlar,bu iþi (tercihen) abdestten önce yada sonra, diledikleri bir zaman yapabilirler .Ama asla, bir ibadeti yozlaþtýrarak deðil.Ýbadeti bozmak temizlik deðil, pisliktir.

Abdest ibadetinin ayetlerle belli bir þekil þartýna baðlanmasýnda , (anlayabilene) pekçok ilahi hikmeti ve faydalar görmek mümkündür.Kendi tespitimiz olan bazý hususlar þunlardýr;

  1. Toplu olarak bulunulan yerlerde abdest alýrken , insanlarýn aðýz ve burunlarýný -birde sesli birþekilde- temizlemeleri hem görsel, hem de iþitsel olarak son derece mide bulandýrýcýdýr ki, ALLAH rýzasý için yapýlan bir ibadetin nezahati ile kesinlikle baðdaþmadýðý ortadadýr..Kimsenin kimseyi- bir de ibadet ederken – bu þekilde tiksindirmeye hakký olamaz.Bunun ALLAH’ýn emri olmadýðýný ise, zaten söylemiþtik.
  2. Ayaklarýn yýkanmasýnýn þart koþulmasý ise , bir baþka zulüm’dür.Dünyanýn deðiþik yerlerindeçok farklý þartlar altýnda yaþýyan,deðiþik meslek,yaþ grubu ve saðlýk sorunlarý olan tüm insanlara böyle bir ibadet teklif etmek, dinin herkesce rahatlýkla uygulanabilirliðini ve dolayýsýyla da evrenselliðini zedeler.

“Abdesti anlatan ayetin ayaklar ile ilgili kýsmý,dikkatsiz çevirmenler tarafýndan çoðunlukla yanlýþ çevrilmekte ve anlam,alakasýz bir yöne doðru kaydýrýlmaktadýr.Gerçek ALLAH korkusuna ve yeterli bilðiye sahip olanlarýn yaptýklarý çeviriler incelenirse , asýl manaya uygun olan anlam görülecektir.”

Burada konu ile ilgili olarak, bilen bir kiþiden bir paraðrafý olduðu gibi aktarmak istiyorum:

... Yüce ALLAH, abdestte vücudun iki temel uvzunun yýkanmasýný emretmiþtir ki bunlar yüz ve kollardýr.Ýki uç uvzun meshedilmesini de emretmiþtir ki bunlar da baþ ve ayaklardýr.”Yýkayýnýz” fi’linden sonra da iki tümleç getirmiþtir Bunlar da yüz ve ellerdir..Demek ki yüz ve eller yýkanacaktýr. “Meshediniz” fi’linden sonrada iki tümleç getirmiþtir, bunlar da baþ ve ayaklardýr. Ayette bu manayý son derece güçlendiren ince bir nokta vardýr: Kur’an-ý Kerim’de her kelime birbiriyle son derece mütenasiptir.Þimdi “ yýkayýnýz “ fi’linden sonra gelen iki tümleçten ilki nasýl tek uvzu , ikincisi de iki uvzu (yani iki eli) gösteriyorsa ; “meshediniz” fi’linden sonra gelen iki tümleçten birincisi de bir tek uvzu, ikincisi iki uvzu (iki ayaðý) göstermektedir. (Bu sýralama da Kur’an’ýn mucizevi ahenk ve uslubundandýr) Ayetin devamýnda “eðer su bulamazsanýz , temiz topraða teyemmüm edin; ondan yüzlerinize ve elllerinize sürün ...” cümlesiyle, su bulunmadðý takdirde temiz toprakla yüzün ve kollarýn meshedilmesi emredilmiþtir.Yani abdesttte yýkanmasý gereken uvuzlarýn teyemmümde meshedilmesi emredilmiþ;ama abdestte meshedilecek uvuzlar, teyemmümde mesihten düþülmüþtür.Bu da ayaklarýn, yýkama uvzu deðil, mesih uvzu olduðunu kanýtlar.... (Süleyman ATEÞ, tefsir syf: 749- 750)

Kanaatimizce bu izah, oldukça tatmin edicidir.

Abdestte ayaklarýn yýkanmasýnýn þart koþulmasýnýn, bilhassa günümüz þartlarýnda, oldukça sýkýntýya sebep olduðu da bilinen bir gerçektir.Uygun ortam bulamayan insanlarýn (ki bunlarýn içinde kadýn ve yaþlýlarýn olduðu da düþünülürse) ayaklarýný el-yüz yýkamak için yapýlmýþ olan lavabolarda yýkamaya çalýþmalarý, üzüntü verici garipliklere ve tabii ki bu durumda kalanlar içinde, büyük fiziksel güçlüklere neden olmaktadýr.

Halbuki ALLAH’ýn asýl emri olan mesh (ellerin ýslatýlarak ayaklara sürülmesi), her yaþ ve cinsiyet grubu için uygulamasý son derece kolay bir pratiktir.Ýnsanlýk için rahmettir.

Ayaklarýn “meshedilmek yerine yýkanmasýnýn” daha güzel bir haraket olduðu ise ,doðru deðildir. Bu sadece din’de aþýrýya gitmektir.Ayrýca bu düþüncede olanlara da sormak lazým ;

Peki o halde baþýnýzý niye meshediyorsunuz da yýkamýyorsunuz???

Yoksa siz, ALLAH’’tan daha iyisini mi biliyorsunuz? ve ALLAH’a dinini öðretmeye kalkýþýyorsunuz ?ALLAH’ýn sýnýrlarýný ancak, O’na hakký ile iman etmiþ olanlar korurlar! Cehaletin ve cahillerin þerrinden , ALLAH’a sýðýnýrýz...

..Allah size bir güçlük çýkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve þükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. (5:6)

Abdest ile ilgili mevcut iki ayette abdestin alýnmasýný gerektiren þartlar, þöyle sýralanmýþtýr:

...Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmiþse yahut kadýnlara dokunmuþsanýz, su da bulamamýþsanýz, temiz bir topraða teyemmüm edin. 5:6

Ayette,”hastalýk halinde, ayakyolundan gelindiðinde veya kadýnlara dokunmuþsanýz ,suda bulamamýþsamýz teyemüm edin” deniyor.

“Bu ayetten açýkça anlaþýlan mana, tuvalete gitmek ve kadýnlara (kasden)dokunmanýn abdesti bozduðudur. “

Dokunma tabiri , hemen her dilde, hem ilk anlamýyla, hem de “cinsel iliþki” manasýyla anlaþýlabilmektedir ki, Yüce ALLAH burada manalardan sadece birine özel bir vurgu yapmamýþtýr ve sadece “dokunmak” ifadesini kullanmakla, bizce her iki manayý da birden kasdetmiþtir.

Bu kelimenin ezelden beri böyle esnek bir mana taþýdýðý,açýktýr.Bu durumu tüm insanlardan daha iyi bilen Alemlerin RABBÝ’nin, buna raðmen baþka bir kelimeyi tercih etmemesi, elbette ki insanlarý dinde þüpheye düþürmek istediði için, deðildir.

Yine böyle bir kullaným, Kur’an’ýn az kelime ile çok þey anlatým kabiliyetine bir örnek sayýlabilir. Ayetten sadece mecazi mana olan cinsel iliþkinin anlaþýlmasý gerektiðine dair, herhangi ciddi bir delil yoktur.O halde emri, lafzen ve mana itibariyle zorlamadan, açýk olan tüm manalarý (her iki mana ile de) ile kabul etmek, takvaya en yakýn haraket olacaktýr.

Kur’an’da buna benzer bir durumun görülebileceði diðer bir ayet de kadýnlarýn örtünmesi ile ilgili 24:31 ayeti’dir:

... Mümin kadýnlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler.Kendiliðinden görünen kýsýmlarý müstesna olmak üzere, süslerini teþhir etmesinler. Baþ örtülerini, yakalarýnýn üzerine (kadar) örtsünler. Kocalarý, babalarý, kocalarýnýn babalarý, kendi oðullarý, kocalarýnýn oðullarý, erkek kardeþleri, erkek kardeþlerinin oðullarý, kýz kardeþlerinin oðullarý, kendi kadýnlarý (mümin kadýnlar), ellerinin altýnda bulunan (köleleri), erkeklerden, kadýna ihtiyacý kalmamýþ (cinsî güçten düþmüþ) hizmetçiler, yahut henüz kadýnlarýn gizli kadýnlýk hususiyetlerinin farkýnda olmayan çocuklardan baþkasýna süslerini göstermesinler. Gizlemekte olduklarý süsleri anlaþýlsýn diye, ayaklarýný yere vurmasýnlar. (NUR SURESÝ, 31.AYET)

...Þimdi bu ayette “kadýnlarýn süsleri” diye geçen kavramýn da, týpký “kadýnlara dokunmuþsanýz” ifadesi gibi inananlar arasýnda ihtilafa neden olduðu bilinmektedir. Bir kýsým yorumcular, ayette geçen “süs”kelimesinin, mecaz anlam ifade ettiðini (týpký dokunmak tabiri gibi) ve bununla, kadýnlarýn cinsel etkileyiciliðe sahip vücud bölgesinin (özelliklede gögüs kýsmý) kasdedildiðini söylemiþlerdir..

Diðer bir kýsým yorumcu ise bu yorumu kabul etmeyerek ,burada esas olarak anlatýlmak istenenin “kadýnlarýn taktýklarý ziynet eþyasý kabilinden þeyler” olduðunu , kadýn vücudu olmadýðýný savunmuþtur.Þüphesiz, her iki görüþte, ancak kýsmen doðrudur.Mantýklýdýr ve ayetin anlam bütünlüðü içinde tutarlýdýr.

“Ancak bu yorumlardan birini diðerine tercih etmek için elimizde yeterli kuvvette delile sahip deðiliz.”

Neticede bizce, en doðru yorum, eþit derece de haklýlýða sahip her iki görüþü de benimsemek ve bu ifadenin de týpký “kadýnlara dokunmuþsanýz”gibi çift manalý yapýsýný tahrif etmemektir.Tüm ilimlerin kaynaðý olan Yüce ALLAH, hiç þüphesiz ,insanlarýn kullandýðý dillerin de Yaratýcýsýdýr ve herhangi bir kelimeyi rastgele kullanmaz.

O, tüm sonuçlarýný bilerek bu çift manalý kelimeleri kullanmýþsa, bunda elbette pekçok hikmet aramak lazýmdýr.Ayrýca bu ihtilaflý konunun da “kimin ne þekilde yorum yaptýðýnýnýn denendiði”bir imtihan olabileceði, unutulmamalýdýr..

ALLAH ‘ýn ilmine ve kudretine gerçekten inanmýþ olarak , ALLAH korkusu ile ayetlerini yorumlayanlarla, kendi ilmini O’nunkinden üstün zannederek haddini aþanlar, böylece ayýrdedilmektedir.

“ALLAH’ýn insanlara söylemek istediði þeyi yeterince açýklýkta anlatacak ilme sahip olmadýðýný”zannedenler, ve böylece (haþa) O’nun tercümalýðýna soyunanlar, asla gerçek alim deðillerdir. Çünkü onlar ALLAH ‘ý layýkýyla tanýyamamýþ kiþilerdir ve ALLAH’tan korkmadan O’nun ayetleri hakkýnda yorum yapmaktadýrlar:

...”Kullarý içinde Allah'tan ancak âlimler korkar”.(35:28) ayetini yalanlarcasýna.

Bu kiþiler ALLAH’ý layýkýyla bilemedikleri gibi,kendilerini de tanýyamamýþlardýr ve ;

Ýlim, ilim bilmektir

Ýlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen,

Bu nice okumaktýr...(y.emre)... dizeleri ile anlatýlan cahillerin,onlar olduðunu düþünmek de yanlýþ olmaz kanaatimizce...Tabiidir ki bunun bir de ilahi karþýlýðý olacaktýr:

Ayetlerimiz üzerinde yanlýþ tefsirde bulunanlar da, þüphesiz bizden gizli deðillerdir.Kýyamet günü ateþin içine atýlacak kimse mi hayýrlýdýr, yoksa kýyamet günü korkusuzca gelecek kimse mi? 41:40

***

...Sana bu kitabý indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kýsmý muhkemdir ki, bu âyetler, kitabýn anasý (aslý) demektir. Diðer bir kýsmý da çeþitli manalara benzerlik gösterirler. Kalblerinde eðrilik olanlar,sýrf fitne çýkarmak için, ve kendi keyflerine göre yorumlamak için çeþitli manasý olanlarýnýn peþine düþerler. Halbuki onlarýn yorumunu Allah'dan baþka kimse bilmez. Ýlimde derinleþmiþ olanlarsa, "Biz buna inandýk, hepsi Rabbimiz katýndandýr." derler. Üstün akýllýlardan baþkasý da derin düþünmez. 3:7

***

Vücudun herhangi yerinin az yada çok kanamasý,sivilce iltihap gibi þeylerin patlamasý abdesti bozan haller içinde deðildir.Kiþinin kendi cinsel organýna dokanmasýda yine abdesti bozmaz. Abdesti bozan haller bellidir ve bu haller ile abdesti bozulmadýkça kiþi dilediði kadar (vakit) namaz kýlabilir.

Herhangi bir özür olmaksýzýn, baþ ve ayaklardaki giyisiler üzerine mesh edilebileceðine dair, Kur’an’da ruhsat yoktur.

O sebeple mesh , normal þartlar altýnda açýk baþa ve çýplak ayaða yapýlmalýdýr. Ancak kiþinin hasta olduðu yada hasta olma ihtimali bulunduðu durumlar, (mesela aþýrý soðuk gibi), zaruret halleridir ve kiþi, kendi hayatýný (saðlýðýný) riske atmayacak þekilde tedbir almalýdýr. (Giyisi üzerine mesh ve yýkanmak yerine teyemmüm kolaylýðýndan istifade edebilir.)

Ðusul abdesti ile namaz da kýlýnýr.Çünkü, 4:43 ve 5:6 ayetlerinde hem namaz için, hemde gusul için teyemmüm emrediliyor.Yani teyemmüm eden kiþi, her ikisi içinde eksiðini gidermiþ olur. Cünüplükten teyemmüm eden kiþi, peþinden namaz da kýlacaksa, bir de onun için teyemmüm etmez, namazýný da kýlar.Ayný mantýkla cünüplükten “suyla” gusleden kiþinin, peþinden namaz’ kýlabilmesi,normaldir.Ancak tuvalet ihtiyacýný giderdikten sonra yeniden namaz abdesti almak zorundadýr.Gusul abdesti ise, bilinenen yollarla bozuluncaya kadar geçerlidir.

***

Gusul abdestsiz Kur'an'a dokunulmaz. Çünkü ayette;

77-O elbette þerefli bir Kur'an'dýr.78- Korunmuþ bir kitaptadýr. 79- Ona temizlenmiþ olanlardan baþkasý el süremez. (Vakýa Suresi)

denmekte.Bu üç cümlelik ifadeden pek çok anlam çýkarmak mümkündür.Yukarýda da deðindiðimiz gibi bu durumu Kur'an'daki üstün anlatým gücünün bir tezahürü olarak deðerlendirmek gerekir.Þimdi anlayýþýmýz ölçüsünde ayetlerden çýkartýlabilecek muhtemel anlamlarý verelim :

1- Bu ayetlerde iki ayrý kitaba deðiniliyor:

a) Kur'an b) Ýçinde Kur'an'ýn da olduðu baþka bir kitap. Bu diðer kitap, elbette ki ALLAH indindeki "Ana Kitap"týr.(43:4)

2- "Ona temizlenmiþ olanlardan baþkasý el süremez" ifadesi konu bütünlüðü içinde, hem Kur'an'ý hem de ALLAH nezdinde bulunan "Ana Kitabý" niteler.Nitekim birtakým yorumcular bu ifadelerden yalnýzca Kur'an'ý anlamýþken ,diðer bir takým yorumcularda bunu kabul etmemiþ ve asýl deðinilenin "Ana Kitap" olduðunu söylemiþlerdir.Her iki görüþte bizce ancak kýsmen doðrudur.En doðrusu ise Yüce ALLAH'ýn ilmine ve anlatým gücünün yüksekliðine inanmak ve her iki anlamýnda ilahi murada uygun olduðunu düþünmektir.

3-"Temizlenme" ifadesi de birkaç manaya gelmektedir.a) Fiziksel manada temizlik, Manevi temizlik.Fiziksel temizliðin ne olduðu bellidir.Ayrýca gusul abdesti ile ilgili ayettin "Eðer cünüp iseniz temizlenin. (5:6)" olduðu da göz önüne alýnýrsa, bu temizliðin cünüplük haliyle ilgili olarak düþünülmesinin de isabetli olacaðý anlaþýlýr.

4-Þirk düþüncesi de manevi bir pisliktir: "Ey iman edenler' Müþrikler bir pisliktirler"(9:28)ayeti gereði.

5-"El sürmek/dokunmak " ifadesi de çift anlamlýdýr: a) Fiziksel temas b) Anlayamama,sýrrýna vakýf olamama.Tamamen tevhid düþüncesi üzerine kurulu olan Kur'an'ýn anlatýmlarýný müþriklerin tam ve doðru olarak anlamasý mümkün deðidir,þirk düþüncesinden arýnmadýklarý sürece...

6-Ana kitaba dokunabilecek olanlar sadece görevli meleklerdir ki,onlarda tabiatlarý icabý zaten hem fiziksel hem de ruhsal kirden uzaktýrlar.Bu vasfý taþýmýyan insan,cin ve þeytanlarýn Ana kitaba dokunmasý mümkün deðildir.

***

Ýlgili ayetlerde, yolculuk hali de bir zaruret hali olarak zikredilmiþtir ve inananlara , suyu bulma ve kullanma açýsýndan bir sýkýntý mevcut ise, abdest ve gusul için teyemmüm etme seçeneði tanýnmýþtýr. Bu konuda kiþi þartlarýna bakarak ve vicdanýna danýþarak, ne yapabileceðine karar verir.Fakihlerin,“eðer þöyle ise, þöyle olur" tarzýndaki izahlarý, ancak kendilerini baðlar.ALLAH’ýn hükmü ortada iken ilave söz söylemek kimsenin haddine deðildir.

ANA SAYFAYA DÖNÜÞ

  info@submission.org

SUBMISSION.ORG

Copyright © 1997-2003 Submission.org